İlk cinayet, ilk cenaze ve karganın yol gösterişi

Habil ve Kabil

NOT: Tevrat’ta yer alan Hâbil-Kābil kıssasının yorumu şu şekilde yapılmaktadır: Kıssada ziraatla meşgul olan Kābil’in hayvancılık yapan Hâbil’le çatışması söz konusudur. Nitekim Sümer mitolojisinde aynı temaya rastlanır ve Hâbil-Kābil kıssası, çoban tanrı Dumuzi ile çiftçi tanrı Enkimdu’nun tanrıça İştar’ın sevgisini kazanabilmek için yarışa girdiklerini, armağanlar sunduklarını anlatan “Dumuzi ile Enkimdu” efsanesine benzemektedir. Kābil’in Hâbil’i öldürmesi ise dinî bir merasimin uygulanmasıdır. Şöyle ki: Kābil ve Hâbil, kendi kurban törenlerini yerine getiren iki topluluk türünü ifade etmektedir. Çiftçinin adağı kabul edilmemiştir. Bu da ürünün iyi olmadığı bir yılı göstermektedir ve kefâret niteliğinde bir töreni gerektirmekte, toprağın kurban kanıyla sulanarak verimli kılınması amaçlanmaktadır. Kâin’in Tevrat’ta yer alan, “Tarlaya gidelim” ifadesi, Sümer mitosunda çiftçinin çobanı tarlaya çağırmasıyla aynıdır. Kābil Hâbil’i öldürmek suretiyle toprağın verimli kılınmasını amaçlayan kurban merasimini yerine getirmiş, ancak bunu yapmakla kendini de murdar etmiş ve murdarlığından arınıncaya kadar topluluktan uzaklaştırılmıştır. Onun suçu ferdî değil kolektiftir. Kābil, topluluk yararına bir eylemi yerine getiren din adamı veya kutsal kişidir; bu sebeple de dokunulmazlığı vardır. Tevrat’taki kıssada Tanrı’nın bir taraftan Kâin’i lânetlemesi, diğer taraftan öldürülmemesi için koruyucu bir işaret koyarak kendi himayesi altına alması bu şekilde yorumlanmaktadır. Olayı böyle açıklayanlara göre Tevrat’taki Hâbil-Kābil kıssası, dinî amaçlı öldürme ve bunun sonucunda katilin sürgün edilmesini, göçebe topluluklarda kan gütme davalarının menşeini, son olarak da medeniyetin kaynağı hakkında en eski Sâmî kavimler arasında mevcut birçok gelenekten sadece birine ait olan soy ağacı listesini ihtiva eden bir rivayetler karışımıdır.

Habil ve Kabil (İslami Metinlere Göre)

Adem Aleyhisselâmın Hz. Havva’dan Doğan Çocukları:  

İlk batında Kabil ile kız kardeşi Lubud (Lübüz) ikiz olarak doğdu. İkinci batında Hâbil ile kız kardeşi Iklima doğdu. Yüce Allah; birinci batında doğanı, ikinci batında doğanla; İkinci batında doğanı da, birinci batında doğanla- iki batın arasındaki evlenmede birbirine muhalefet korunmak sureti ile evlendirmesini, Âdem Aleyhisselâma emr etti.

Âdem Aleyhisselâmın; Hz.Havva’dan, her batında biri erkek, diğeri kız olarak yirmi batında ikiz kırk çocuğu doğdu. Bu batınlardan, bir erkek çocuk -kendisiyle birlikte ikiz olarak doğmuş olup kendisine helal olmayan kız dışında- diğer batınlarda doğmuş bulunan istediği kızla evlenebilirdi. Bu da, o zaman, Hz.Havva anadan doğan öteki kız kardeşlerden başka kadın bulunmamış olmasından ileri geliyordu.

Âdem Aleyhisselâm; Hâbil’in ikiz kız kardeşiyle evlenmesini oğlu Kabil’e; Kabil’in kız kardeşiyle evlenmesini de, oğlu Hâbil’e emr etti. Hâbil; Kabil’in kız kardeşi ile evlenmeye razı oldu. Kabil ise, Hâbil’in kız kardeşi ile evlenmekten kaçındı ve kendi ikiz kız kardeşiyle evlenmeye özendi.

Hâbil, Kabil’e başvurup kız kardeşini, kendisiyle evlendirmesini istedi.

Kabil, Hâbil’in dileğini kabul etmedi ve:

“O, benimle birlikte doğan kız kardeşimdir.

Kendisi, senin kız kardeşinden daha güzeldir.

Onunla evlenmeye, ben, senden daha lâyık ve müstahakkım!” dedi.

Gerçekten de, Kabil’in kız kardeşi çok güzel,  Hâbil’in kız kardeşi ise, çirkindi.

Âdem Aleyhisselâm, yüce Allah tarafından, kendisine emr olunanı, Hz. Havva’ya da haber verip “Kabil’e emr et: Hâbil ile doğan kızla evlensin! Hâbile de, emr et: Kabil ile doğan kızla evlensin!” dedi.

Hz.Havva, bunu, oğullarına söyledi.

Hâbil, razı oldu.

Kabil ise, kızdı.

“Bu, ancak, onun (Âdem Aleyhisselâmın) re’yidir!

Hayır! Vallahi, Allah, bunu, hiç bir zaman emr etmez!” dedi.

Babasına da:

“Ey âdem! Bu, senin işlerindendir!” dedi.

Âdem Aleyhisselâm, Kabil’e, kız kardeşini, Hâbil ile evlendirmesini emr etti.

Fakat, Kabil, kabul etmeğe yanaşmadı.

Âdem Aleyhisselâm:

“O, sana helal değildir!” dedi ve kızdı

“Gidiniz! ikiniz, Allah’a, birer kurban takdim ediniz!

Muhakeme olunuz!

Hanginizin kurbanı kabul olunursa, o, bununla evlenmeye, diğerinden daha lâyık ve müstahak olur!

Hanginiz, onunla evlenmeye lâyık ise, Allah, semâdan bir ateş indirir, onun kurbanını yakar!” dedi.

İkisi de, bu teklifi kabul ettiler.

Hâbil, davar sahibi idi.

Bir çok davarı vardı.

Kurban için, davarının süt ve kaymak gibi en nefîs gıdasını hazırladı.

Kabil, çiftçi idi.

Kurban için, ekininin en kötüsü olanından aldı.

Kurbanlarını yaklaştırmaları, kendilerine emr olununca, davar sahibi, davarının en değerlisini, semizini ve güzelini, gönlünden koparak; çiftçi olan ise, pek çok buğday başağı bulunduğu halde, elinde onları ufalayıp yemiş, ancak, bir avuç kötüsünü, karamuklusunu, hem de, gönülsüz olarak takdim etmek üzere, Nevz dağına çıktılar.

Âdem Aleyhisselâm da, yanlarında idi.

Hâbil ile Kabil, kurbanlarını oraya koydular.

Kabil, Hâbil’e:

“Ben, senden büyüğüm! Ebeveynimin de, Vasîsiyim.

O, benimle birlikte doğan kız kardeşimdir.

Ben, onunla evlenmeğe senden daha lâyıkım!” diyerek övünüyordu.

O zaman, Hâbil, yirmi yaşında, Kabil de, yirmi beş yaşında idi.

Âdem Aleyhisselâm, Rabb’ına dua etti.

Hâbil, kalbinde Allanın takdirine rızâ ve emrine boyun eğme duygusu taşımakta idi.

Çünki, o temiz kalbli idi.

Kabil ise, içinden “Benim kurbanım, ister kabul olunsun, ister kabul olunmasın, umurumda değildir.

Hâbil, hiç bir zaman, benim kız kardeşimle evlenemeyecektir!” dedi;

O sırada, gökten bir ateş inip Hâbil’in kurbanını yaktı. Onun kurbanı, kabul olundu.

Kabil’in kurbanı ise, uzaklaştırıldı. Kabul olunmadı.

Çünkü, o, temiz kalpli değildi.

Dağdan indiler ve dağıldılar.

İlk cinayet, ilk cenaze ve karganın yol gösterişi

Kabil, Kurbanının, Allah tarafından reddedilişine kızdı. Kendisinin kalbindeki kıskançlığı ve azgınlığı kabardı.

Hâbil, davarının başına gitmişti.

Kabil, onun yanına varıp:

“Ben, seni, muhakkak öldüreceğim!” dedi.

Hâbil:

“Beni, ne için öldüreceksin?” diye sordu.

Kabil:

“Çünkü, Allah, senden, kurbanını kabul etti. Benim kurbanını kabul etmeyip beni geri çevirdi.

Demek sen, benim güzel kız kardeşimle evleneceksin! Ben ise, senin çirkin kız kardeşinle evleneceğim, hâ!?

Sonra da, herkes, senin, benden daha hayırlı ve üstün olduğunu söyleyecekler hâ!?  Bundan sonrada, senin çocukların, benim çocuklarıma karşı, övünecekler hâ!?

Demek, sen, halkın içine gideceksin. Onlar, senin takdim ettiğin kurbanının kabul olunduğunu, benim kurbanımın ise, geri çevrildiğini öğrenecekler hâ!?

Hayır! Vallahi, halk, ne beni, ne de, seni, senin, benden daha hayırlı olduğunu göremeyecektir!

Ben, seni, muhakkak öldüreceğim!” dedi.

Hâbil:

“Benim günahım nedir?

Allah, ancak, kendisinden korkanların kurbanını kabul eder.” dedi.

Dağların başlarından aşağı kayıp Kabil’in elinden kurtuldu ise de, Kabil, onu, öldürmek için fırsat kollamaya devam etti.

Hâbil; günlerden bir gün, dağda davarlarını otlattığı ve kendisi de, orada yatıp uyuduğu sırada, Kabil, onun yanına vardı. Yerden kaldırıp başına vurduğu kaya parçası ile Hâbil’i, öldürdü.

Kabil, Hâbil’i, akşamleyin öldürmüştü.

Ertesi günü, sabahleyin “Ne yapıyor?” diye ona bakmak için gitti.

Hâbil; yer yüzünde Âdem oğullarından ilk ölen kimse olduğu için, Kabil, onun ölüsüne, ne yapacağını bilemiyordu.

O sırada, Yüce Allah iki karga gönderdi. Onlar, birbirleriyle kavga ettiler. Biri, diğerini öldürdü.

Sonra, gagası ve iki ayağı ile bir çukur kazıp öldürdüğü kargayı onun içine itip bıraktı ve üzerini toprakla örttü. Kabil, onun yaptığını gördü.

Kur’ân açıklaması

Kurban Hâdisesi ve sonucu, Kur’ân-ı Kerimde şöyle açıklanır: “Onlara, Âdem’in iki oğlunun gerçek haberini oku!

Hani, onlar, (Allah’a yaklaştıracak birer kurban takdim etmişlerdi de, ikisinden birininki kabul olunmuş, o birininki kabul olunmamıştı.

O (evvelkisi, kardeşine):

“Seni, elbette öldüreceğim!” demişti.

(Beriki de, şöyle) söylemişti:

“Allah, ancak (Kendisinden) korkanlar(ınkini) kabul eder.

And olsun ki: sen, beni öldürmen için, elini bana uzatırsan, ben seni öldürmem için, elimi, sana uzatıcı değilim!

Çünki, ben, âlemlerin Rabb’ı olan Allah’dan korkarım.

Şüphesiz dilerim ki: Sen, kendi günahınla birlikte benim günahımı da, yüklene-sin de, o ateşin yaranından olasın!

İşte, zâlimlerin cezası, budur.”

Nihayet, nefsi, ona kardeşini öldürmeyi kolay göstermişti. O da, onu öldürmüştü.

Bu yüzden, (maddî, manevî) ziyana uğrayanlardan olmuştu.

Sonra, Allah, bir karga gönderdi.

O, eşiyordu ki, ona, kardeşinin ölü cesedini, nasıl örteceğini (gömeceğini) göstersin.

“Yazıklar olsun bana! dedi, ben, şu karga gibi bile olup ta, kardeşimin cesedini örtmekten (gömmekten) âciz mi oldum?”

Artık, o, (ettiğine) pişmanlığa düşenlerden olmuştu. ”

Aleyhisselâmın Kabili Kovuşu:  

Âdem Aleyhisselâm, Kabil’e:

“Git! Artık, sen, hiç bir zaman korkutulmaktan uzak kalmayacak, gördüğün hiç bir kimseden de, güvenlikte ve selâmette olmayacaksın!” dedi.

Kabil; kendisiyle birlikte doğan kızın elinden tutarak Nevz dağından inip Yemen topraklarından Aden’e gitti.

Âdem Aleyhisselâmla Hz.Havva, Hâbil için, uzun zaman ağladılar.’

Kabil’in Âkibeti:  

Kabil’in oğullarından Kabil’e rastlayıp ta, onu, taşa tutmayan bir kimse yoktu.

Kabil’in âmâ olan oğlu, bir gün, Kabil’in yanına kendi oğlu ile birlikte gelip oğlu: “İşte, bu, baban Kabil!” deyince, âmâ, hemen bir taş atarak babası Kabil’i öldürdü!

Âmâ’nın oğlu: “Babacığım! Sen, babanı, öldürdün!” dedi. Âmâ, hemen elini kaldırıp oğluna bir şamar indirdi. O da, öldü!

Bunun üzerine, âmâ “Yazıklar olsun bana! Attığım taşla babamı, öldürdüm! İndirdiğim şamarla da, oğlumu, öldürdüm!” diyerek acındı.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s